Anasayfa

Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh rivayet ediyor: 

Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem bir gün minbere çıkmışlardı. Bir ara üç kere “Âmin” dediler.

Minberden indikten sonra Ashab-ı Kiram sordu: 

“O anda ne ile meşguldünüz, ya Resulallah?”

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şu açıklamada bulundu: 

“O anda Cebrail geldi, şöyle dedi: 

“‘Bir kul Ramazan’a erişir de affolunmadan çıkarsa, burnu yerde sürünsün.’

“Ben de ‘Âmin’ dedim.

“Sonra tekrar dedi ki: 

“‘Bir kulun yanında senin ismin söylenir de, sana salavat getirmezse, burnu yere sürünsün’ dedi.

“Ben de ‘Âmin’ dedim.

“Daha sonra da şöyle dedi: 

“‘Bir kul anne-babası veya ikisinden birisi yanında bulunur da, rızalarını kazanmayıp Cennete giremezse, onun da burnu yere sürünsün’ dedi.

“Ben de ‘Âmin’ dedim.” (Beyhaki, 4:304; et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2:426.)


Ramazan, orucuyla, namazıyla, sadaka ve zikirleriyle, Kur’ân’ı ve hayır-hasenatıyla önümüze açılan birer fırsatlar zinciridir. Manevî alışveriş için açılmış bir âhiret çarşısıdır. Mü’mini Rabbine yaklaştıran vesileler bütünüdür. Kulu Cennete taşıyan peş peşe dizilmiş yüzlerce yükseliş ve yüceliş imkânlarıdır.

Kul olarak, insan olarak, şeytan ve nefsin elinde ıstırap çeken, çeşitli şekillerde günah ve isyan girdaplarına sürüklenen herkesin kendini arındırma, temizleme, temize çıkarma, aklandırma ve paklandırma yollarıdır.

Akıl ve irade bu nimetlerden istifade etmeyi gerektirir. Ele geçen imkanı değerlendirmeyi icap ettirir. Yoksa göz göre göre bunları elinin tersiyle itemez. Çünkü her zaman insan aynı halde ve durumda bulunamaz. Aynı atmosferi ve ortamı yakalayamaz. Bazı kereler zamanı elvermez, bazen sağlığı müsaade etmez, bazen de ruh hali ve psikolojisi imkân tanımaz.

Bu açıdan Ramazan’ın bereketinden, vakit ve fırsat buldukça istifade etmek lazımdır. Gaflet ve aymazlık içinde geçince dünyada zarar ve ziyana uğrar, âhirette de rahmet ve gufrandan mahrum kalır, kendi eliyle kendi kuyusunu kazmış ve içine yuvarlanmış olur.

Böylece hem Allah’ın rahmetini kaybeder, hem Peygamberimizin yakınlık ve şefaatini yitirir, hem de meleklerin duasından ve istiğfarından uzak kalır.

Bunun için elden geldikçe kendimizi Allah’a, Resulüne ve meleklerine sevdirmek gerekiyor.